KIRGIZİZTAN ÇALIŞMALARIM ( 3 )

2/8/2009 · Kategori: KIRGIZISTAN






















Isıkgöl ziyaretimizde Özgen’li Abdurrahimabinin müsafiri olduk.Bu
samimiinsanebölgedeyapılacakhizmetleregönülden destek vermektedir.Sabah erkenden Bişkek’ehareketetmedenonceerkenkalkıpkendielleriylebize sıcakekmekkazırladı.Türkiyedengelenyağlarlavesüt ilavesiyleyapılanbuekmekleroldukça lezzetlidir
.

 

Erkinsay Köyünde Carkınbay
Hocanın medresesinde mutfağı komünizm karanlığından kurtulan bu kardeşlerimizin ufkunu açıp bu müesseseleri yaşanabilir hale getirmeliyiz. Başta mutfak, banyo, lavabo sistemlerini Türk tertibiyle ikame edeceğiz.

Kazakistan’daiki dönem milletvekilliği yapmış,Alaş partisiningenel başkanlığınıyapmış TürkdostuAskar SırgabayveAhmet Yesevivakfı yetkililerinden,aynı zamandaTürkiye Kazaklarından AhmetYahşi hocamızın ofisinde


Kırgızistan’dakiAhıskaTürklerininilerigelenlerindenHacıSerdarBey’in Beloviski’deki ofisindeyiz. Kırmızgömlekli Altan Şahinkaya kardeşimizi o gün ofisindenalıp, bölgedeki yurtlarıntadilat projelerini hazırlamasıiçin getirdik.Ahmet Hoca Ahıska Türklerinden olup Çay bölgesinin müftü yardımcısıdır.Bukadrovakfımızhizmetlerinehersahadadestek vermektedir.

Hacı Serdal Bey’in Beloviski’de vakfımıza tahsis ettiği bina. Erkek yurdu olarak tasarladığımız bu bina toplam 850 metrekaredir. Yanındaki soğuk hava depoları Serdar Bey’e ait olup tüm yurtlarımızın kışlık gıda maddelerinin muhafazasında bedelsiz hizmet vermektedir.

Başşehir Bişkekte şehrinmerkezi olan Mossovyet’te sevimlisincap, İranlı dostumuzun uzattığısimidi kaptı. Bişkek şehri adeta orman içine kurulmuş bir şehir görünümündedir. Ormanda yaşayanbirçok hayvanşehir içindede yaşamaktadır. Bişkek iki defa dünyanın en yeşil başkenti seçilmiştir. Yazınarsanınsulanması için kanaletlere düzenli olarak su verilmektedir.  


2008sonlarında kurban bayramından 2 gün once gittiğim Kırgızistan’da kışı yaşadık.Kar
özlemimizidoya doya giderdik.Buülkede kar yağması sıradan bir olaydır.Günün ve geceninmuhtelif saatlerinde bir anda bastırankarkısa zamandaheryeri beyazbirörtüye büründürür.Ağaçlar adeta baharda çiçek açanbadem ağaçlarını andırır. Rüzgarın az olduğu yerlerde kar üzerinde yürüyüş yapmak dikkat gerektiren zevkli bir duygudur.
Cibekcolu (İpekyolu)

Nermantoya caddelerinin kesiştiğinoktada buarsavakfımızın OrtaAsyadaki merkeziolacaktır. Yurt,mescit, konferans ve düğün salonlarıgibiher türlüsosyal aktivitenin yapılacağıbir techizatlatertip edilecektir. Alamettinhakimi TemirlanBey buranın sözünü bize vermiştir. Kendisine şükranlarımızı ifade ediyoruz.
DoğuTürkistan Maarif ve dayanışma derneği yetkilileriyle Ankara’da bir dizi ziyaretleryaptık. Kazakistan’dan dostumolan değerli ilimadamı, siyasetçi, modern alperen Türk Ocaklarıgenel sekreteriProf.Dr. OrhanKavuncu, dernekbaşkanı Uygur asıllı Hidayet Oğuzhan Bey.


Liseyıllarından arkadaşımdeğerli alperen Kahramanmaraş AfşindenEfendi Barutçu Bey

KırımTürkleri derneğinin gelenekselCuma Akşamları Konferansında hocalarınhocası Prof.Dr.Nevzat Yalçıntaş Beyefendiyi dinledik.Tatar kardeşlerimizin vatansevgisine , hürriyet ve istiklal özlemineşahit olduk.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

KIRGIZİZTAN ÇALIŞMALARIM (4)

1/8/2009 · Kategori: KIRGIZISTAN















Kırgızistan Devlet başkanı Kurmanbek Bakiyev’in kardeşi Zamir Bakiyev serbest bölgelerin genel müdürü olup iyi derecede Türkçe bilmektedir. Bizi tanıştıran Nurlan Hoca tahsilini Pakistan Üniversitesinde yapmış, Bişkek şehrinin Cam semtinde Türk mescidi olarak bilinen bir yerde talebe okutmaktadır












Bişkek şehrinin önemli bir kısmını yöneten Alamettin hakimi Temirlan Bey ile çektirdiğimiz hatıra fotoğrafı. Temirlan Bey’in kardeşi ile Aytbek Bey de aynı karedeler
















Adil Bakiyev, Kırgız Devlet başkanı Kurmanbek Bakiyev’in küçük kardeşi olup Kırgız dış politikasını yönlendiren kişilerin başında gelmektedir. Kırgız dostlarımızla Almanya’dan gelen Mücahit Bey, Adil Bakiyev ile bir enstantane














Vakfımızda her hafta yaptırdığımız çay sohbetlerine iştirak eden kardeşlerimizle hatıra fotoğrafı.





















Sasinofka mescidimizi karda kışta yaptırdığımız halisane çalışmalarla bitirdik. Güney Kırgızistan’ı başkente bağlayan anayol üzerindeki bu mescit önemli bir görevi yerine getirecektir. Bişkek-Oş istikametinde Tanrı dağlarından önce son köyde bulunan mescidimiz aynı zamanda bir kervansaray görevini de yapacaktır. Yurt ve mescidin bir arada bulunduğu
tesisimiz yolcuların uğrak yeri olarak tasarlanmıştır.

İstanbul’daki Maarif ve Dayanışma Derneğinin tertip ettiği Uygur mücahit Berat hacıyı anma ve anlama toplantısında bize de duygularımızı ifade etme imkanı verdiler.
 Canlı bir cemaatin iştirakiyle, gözyaşlarıyla toplantıyı sonuna kadar takip ettik. Ömrü Çin zindanlarında geçen Berat Hacıyı Allah celle celalühü kendisini müsafir olarak Mekke’ye çağırmış ve emanetini orada almıştır.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Olmaz Gönlüm, Olmaz Öyle!

4/7/2009 · Kategori: EDEBIYAT__

Olmaz gönlüm, olmaz öyle!!!
 Dört mevsimi yaşayan bir cennetin bağrında büyüdün de sen, onun için böyle bir baharı ve yazı özlersin. İstersin ki çabuk geçsin fırtınalı sonbahar, ayaza durmasın kışlar. Dedim ya, sen dört mevsim hesabını yaparsın yaşarken duygularını. Ama bilmelisin herkes buralı değil. Bilmelisin, güneş görmeyen yurtlar var.

Olmaz gönül, olmaz öyle. Yükün ağır bilmekteyim,
baharı yaşamayanlarla kış nasıl geçer; onu da bilmekteyim. Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın. Eminim ki, hayat sabra denktir. Ve sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir, maneviyat çeperlerini genişlettikçe boy atar, sırf Yaradan'ı düşünerek fiiliyatta bulunduğun zaman neşv ü nema bulur.

Sabır gönlüm, sabır! İçine çekerken, zehir gibi gelir tadı, boğulacağını zannedersin. Kanın çekilir yüzünden, bembeyaz olur sîman; yutkunursun, geri döner içinde düğümlenenler. Başını eğmek istemezsin; ama kaldıramazsın da öyle göklere doğru. Ağlarsın, gözyaşın akmaz. Haykırmak gelir içinden, zangır zangır gürültüler habercisi olur titreyen ellerin. Konuşursun yalnızca kendinle, dökersin içini;
 senden başkası duymaz bilirsin bunu. Sitemlerin dillenir haklı olduğunca, bağırırsın rahatlarcasına, ama sadece kendi içinde, ama sadece Yaradan'la baş başa. Sonra gözlerin...
 Gözlerin nihai nokta olmak ister en sonunda. Durur öylece, bakar, bakar...

 Ve kimseler fark etmez neden donuklaştığını, kimseler anlamaz anlatmak istediği çifte derin mânâyı... Sonra çekip alıverirsin anlamlı bakışlarını ruhunu bir kenara bırakmışlardan.

Yüzünü çekersin, yalan dünyanın yalancılarından. Alnındaki kırışıklıkları alıverirsin haberi olmayanların önünden. Doğruca bırakırsın asıl dergâha. Bağrına cennetler sığan seccadenin secdeliğine. Ve başlar böylece sabır maratonun. Korkma gönül, sen hele azmet sabır için, yüreğini koy ortaya, gör ne mânevî hediyeler paketliyor Yaradan...

En masumane tavırlarına gaddarca yaklaşanlar olacak belki. İçindeki çocuk hafife alınacak... Anlatmak istediklerin değil, anlaşılamamış yanların konuşulacak. "Olsun!" diyeceksin, yüzündeki gülümsemeyi kaybetmeden.
 Yine de hüsn-ü zan edeceksin. Allah için söylediğini yine Allan için olduğu yerde bırakacaksın. Yaradanı alıp yüreğine, sırtını dayayıp tevhidin çınarına, akıbeti ukbâda düşüneceksin. Ve kalbin şöyle bir hafifleyecek, damarlarına giden iyimserlik yolunu tıkamadığından...

Üzülüp acı çektiğin anlarda çileni hafife alanlar olacak belki... Öyle bir yanacak ki için, kimseye anlatamayacaksın. Günlerce ağlayacaksın gözyaşının lâhutî ikliminde. Sonra en yakınındaki, en yüreğindeki vuracak hislerini... Canım dediğin dönecek sırtını.  Bir "ah!" çekeceksin derinden ve anlamaya çabalarken empatinin gücüyle, arkanı döndüğünde kimse kalmamış olacak. "Sabır" diyeceksin, yine sabır...

Eyyüplerin torunluğuna yakışır sabır... "Bugün Allah için ne yaptın?" sorusu geldiği an kulağına, vereceği cevabı bulamayanların tedirginliği değil, en zor imtihanını başarıyla vermiş öğrencilerin rahatlığı olacak ruhunda. Başını yastığa koymadan "elhamdülillah" diyecek, rüyanda cennetten kesitler izleyeceksin belki... Ve sabaha erdiğinde, avucunda tuttuğun tesbih tanesi yine "yâ sâbır"la şakırdayacak...

Faltaşı gibi açılıp kalacak gözlerin bazen de... Çok şaşıracaksın, çoook! Ya gönül... Kalb kırmak çok kolay oldu, kalbin değeri pazarlara bile çıkartılmaz oldu. Tatlı sözü unutanlar çok, şu hengâmesinden sallanıp duran asırda! Aldırma diyemem, aldıracaksın elbet, hislenip içerleyeceksin belki.

Zannediyor musun ki, yüreğine aldıklarına söylediğin nazenin kelimeler, boşta kalır! İnanıyor musun ki, sevdiklerin için kurduğun lâtif cümleler, öksüz bırakılır! Yok gönül, yok! Sahibi var hepsinin. Bırak duymasın insanlar, bırak sertliği onlara! Bırak, tabularına kale yapsınlar!

Yeter ki sabret gönül, asıl sahibini düşünüp sabret, başını sonunu kestiremediğin olaylarda bile...
Bırak vursunlar ayıbını yüzüne, bir kusuruna binler cefâ taksınlar.
Yaradan'ın "Settar" ismi, beşerin hükmüne mi kalmış. Sen sabret gönül...
Felaket tellalları susmasınlar isterlerse? Olumsuzluğu yaymanın zevkine doyamayanlara inat, bütün güzel düşüncelerini yay sere serpe. Zehrini ağzında taşıyan yılanın başını ezemesen de, bal damlasın dilinden.
İbrahim'in (as) ateşleri, gül olurken mi sunmuş Dostların Dostu şu ayetini: "Güzel söz, güzel bir ağaç gibidir ki onun kökü sabit, dalı ise göktedir." Sabır gücünün tükenirliğinden korkarsan bir gün, gel gir şu dizelerin sırlı havasına... İnan, kimse üzemez seni orda. Ve uzan o ağacın dallarından ötelere...

Uzat ellerini ve bekle. Sabırla bekle gönül! En geç sûrun sesi duyulduğunda tutacak ellerinden Resuller Resulü. Pes etme, sabret gönül, sabret!...

( la edri)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

AZİM ...

3/7/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER

AZİM

Azim, İmân ve İslâmiyete hizmette, Allaha ibâdet ve tâatte sâbit ve kararlı olmaktır.

Azim ve sebât muvaffakiyetin en mühim şartlarındandır.

 Bunlar olmadan dünyevî-uhrevî hiçbir gâye ve hedefe nâîl olmak mümkün değildir.

Âyet-i celîlede meâlen


Ey îmân edenler!
Topluluk hâlinde kâfirlerle karşılaştığınız vakit, artık onlara arkalarınızı dönmeyin. Her kim böyle bir günde onlara ancak bir kıtal için yan çizerek, yani düşmanı daha iyi vurmak için bir harp hilesi maksadıyla veyâ diğer bir takımda mevki almak hâlleri müstesnâ arkasını dönerse, muhakkak Allahtan bir gadaba değmiş olur ve varacağı yer cehennemdir.
O ise ne kötü bir âkibetti
r
(Sûre-i Enfal 15-16)  buyrularak,
 
Allah yolunda bir tehlike ile karşılaşılınca sebât etmek îcâb ettiğini, sebât etmeyip geri dönenlerin, Allahın gazabına dûçâr olacakları beyân edilmiştir.

Gayretsiz rahmet olmaz. Cafer-i Sâdık hazretleri: Kim; son derece gayret sarfeder, Hakkın rızâsına ulaşır, diye iddiada bulunursa, o haddi tecâvüz etmiş olur. Kim de; gayret sarf etmeden ona vasıl olunur, iddiâsında bulunursa, o da kuru temennîde bulunmuş olur, buyururlar. (Tafsîlün-Neşeteyn ve Tahsîlüs-Seadeteyn terc. 161)

Allah yolunda nasıl bir azim ve sebât gösterileceğinin en güzel misâli, başta peygamberimiz olmak üzere diğer peygamberân-ı ızâm  hazarâtı ve onların vârislerinin hayatlarıdır.

Her biri, bir çok mihnet ve meşakkat çekmişlerdir.
Fakat onlar, Allahtan,  bu sıkıntıların kalkmasını değil, o sıkıntı karşısında azim ve sebât vermesini istemişlerdir. Başka bir söyledikleri de yoktu. Sâdece: Ey Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizde taşkınlıklarımızı mağfiret buyur, ayaklarımızı sâbit kıl ve kâfirlere karşı bizleri mansûr kıl, diyorlardı. (Sûre-i Âli İmran 147) meâlindeki âyet-i celîlesi bunun şâhididir.

Peygamber Efendimiz bütün peygamberlerden daha çok eziyet çekmiştir.
 Buna rağmen hiçbir zaman, azim ve sebâtından bir şey kaybetmemiş, vazîfelerinde zâfiyet göstermemiştir.
 Cenâb-ı Hak Peygamberimizin büyük azim ve gayretini şöyle beyan buyuruyor:

Ey Habibim! Nerdeyse sen, bu söze (Kurâna) inanmayanların ardından üzülerek kendini helâk edeceksin.       (Kehf 6)
 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

DÜNYEVÎ MENFAAT BEKLEMEMEK ..

2/7/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER

DÜNYEVÎ MENFAAT BEKLEMEMEK

İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî hazretleri
dünyaya meyleden din âlimlerini kötü âlimler olarak vasıflandırmış ve dînî hususlardaki her zaaf ve fetretin bu âlimler yüzünden olduğunu
beyân buyurmuştur.

Bu hususta yazdığı bir mektupta hulâsa olarak şöyle buyurur:

Âlimlerin dünya sevgisi, onların güzellikleri üzerinde bir lekedir. Halk onlardan faydalansa bile, onların ilminin kendilerine faydası yoktur. Hatta bu ilim onlar için zarardır. Çünkü bu ilim onların aleyhinde tam bir huccettir...
Nasıl zarar vermesin ki, Allah katında eşyanın en azîzi ve mevcûdâtın en şereflisi olan ilmi, mal, makam ve ahbab gibi denî dünyanın menfaatlerini cem etmeye âlet ediyorlar.
 Halbuki dünya, Allah katında zelîl, hakîr ve mahlûkâtın en sevimsizidir. Allah katında azîz olan bir şeyi zelîl, zelîl olan bir şeyi de azîz kabul etmek son derece çirkindir. Hattâ bu hakikatta Allah ile zıtlaşmak demektir...

Müderrislik ve müftülük yapmak ancak hâlisâne Allah rızâsı için yapılırsa ve makâm-mevki, mal-mülk sevgisinin kokusundan ârî olursa menfaat verir.

Bu belâya mübtelâ ve dünya sevgisinin esiri olan âlimler dünya âlimleridir. İşte onlar kötü âlimlerdir. İnsanların en şerlileri olup din hırsızıdırlar.

Hakîkat şu ki, bu zamanda umûr-ı şerıyyede vâki olan her türlü zâfiyet, tervîc-i millet ve takviye-i dinde zuhûr eden her fetret, kötü âlimlerin kötülüğünden ve niyetlerinin bozukluğundandır.

Evet, eğer âlimler dünyadan yüz çevirir, makâm-mevki, mal ve yücelik arzusunun esâretinden kurtulurlarsa işte onlar âhiret âlimleri ve Enbiya (a.s.) vârisleridir. Mahlûkatın en fazîletlisi onlardır. Onların mürekkebi Allah yolunda şehîd olanların kanları ile tartılır da ağır gelir. Onların uykusu ibâdettir. (İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât 1/33)

Büyük müceddid Süleyman Hilmi Silistrevî (k.s.) hazretleri de, binbir emek ve zahmetle yetiştirdiği talebelerine şöyle buyurmuştur:

Evlatlarım! Bu ilimleri okumak isteyen bir kimse dâimâ: Ben bu ilimleri Allah rızâsı için okuyacağım, okuduklarımı da Ümmet-i Muhammedin evladına öğreteceğim. Bu suretle batağa düşmüş insanları kurtarmaya çalışacağım., diye düşünmeli.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

2/6/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER

"ALÇAK GÖNÜLLÜ VE ÖLÇÜLÜ OL"

Affettiğinden dolayı aslâ pişman olma;
 cezâlandırdığın için de katiyyen sevinme.

Sakınmak imkânını buldukça hiçbir bâdireye atılma.
 Bir de Ben tam bir kudret sâhibiyim, emrederim, itâat ederler deme.
Çünkü böyle bir davranış kalbin fesâdı, dînin zayıflaması ve felâkete yaklaşma ile sonuçlanır.

Şâyet elindeki kudret sana bir büyüklük ve tahakküm hissi verirse hemen üstündeki Melekûtun büyüklüğüne şöyle bir bak ve Kâinâtı sevk ve idâre eden o muazzam ve muhteşem ilâhî gücü ve senin kendi nefsine bile güç yetiremeyeceğin şeylerde Allahın nasıl bir mutlak kudret sâhibi olduğunu düşün.

İşte bu düşünceler senin o yükseklerde gezen bakışlarını yere indirir; şiddetini giderir, seni bırakıp giden aklını başına getirir.

(Hazreti Alinin R.a-ın Nasîhatlerinden)

Belli bir gücü kendinde barındıran insanların ,
güç gösterisi yaptığı bu dünyada,
alçak gönüllülük kavramını anlamaları biraz zor...
ama Unutmamak gerekir ki gerçek kudret RABBİMİNDİR..

Ey kaderin sahibi…
Kolaylaştır, güç ver güçsüzlüğüme…
Elimden tut yalnızlığımın…
Şefkatinle okşa kalbimi,
Rahmetinle sar yaralarımı…

Kalbim sana emanet,
Ey kalbimin sahibi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

KIRGIZİSTAN GÜNLÜĞÜ..

1/5/2009 · Kategori: KIRGIZISTAN

KIRGIZİSTAN GÜNLÜĞÜ

Kırgızlar Orta Asya’daki en eski kavimlerden biridir. Tarihleri milattan önce kurulan Hun imparatorluğuna kadar dayanır. Mete Kırgızları hakimiyeti altına almıştır. Sovyetlerin 1991 yılında dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan kardeş cumhuriyetler Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve Tacikistan ekonomik açıdan farklılık arz etmektedir. Orta Asya tabii zenginlikler bakımından bakir bir sahadır Bağımsız Devletler Topluluğuna üye
olan bu ülkeler arasında serbest dolaşım anlaşmaları vardır.

 

Özellikle Rusya Federasyonu ve Kazakistan Kırgızistan’ın en büyük ticari ortaklarıdır. Kırgızistan BDT içinde en liberal piyasa ekonomisine sahiptir. Dordoy pazarı (Bişkek) hem Kırgızistan hem de komşu ülke pazarlarlarına hitap etmektedir. Orta Asya’nın en büyük serbest pazarı konumundadır. Tarihi ipek yolu üzerinde bulunması, Çine komşu olması ile stratejik konumunu daha da güçlendirmektedir. Türk yatırımcılar açısından bölgenin büyük ekonomisine sahip Rusya Federasyonu, Kazakistan ve Çin arasında ticari üs olmaya

en layık konumdadır.  Kırgız pazarlarında bol miktarda Türk menşeili ürün vardır.

 

Türk malları Orta Asya’ da kalite kelimesini beraberinde bulunduruyor.

Tabii güzellikler ve turizm bakımından İsviçre’ den daha güzel bir ülke olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu güzellikleri keşfedecek, kardeş ülkelerin kalkınmasına yardımcı olacak modern Alperenlere ihtiyaç vardır.

 

Bişkek’ e Kırgızistan, Kırgızistan’a Bişkek dersek yeridir. Tarihi ipek yolu üzerindeki şehir oldukça planlı ve yemyeşildir. Tanrı Dağları’nın  (Ala Too – Ala Dağ) eteğine kurulmuş şehir yeşil çayırları, zirveleri daima karla kaplı dağları,  ve Çüy Ovası’na bereket taşıyan  şehirdir.

Doyumsuz lezzetle natürel sebzeler pazarları süsler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kırgız denince akla dağ, çadır ve hür yaşamak gelir. Ala Too (Tanrı dağları) onlara vatan olmuş. Dünyanın en bereketli nehirleri buradan doğar.
Bu dağlar beyaz örtüye bürünene kadar yeşil kalır. Ecdat Anadolu’ ya gelince Seyhan ve Ceyhan ismin verdiği nehirleri bu dağlardan doğan Siri Derya ve Amu Derya’ya benzetmiştir.

 


Kırgızistan ekolojik zenginliği ve bozulmamış dokusuyla dünyanın ilgisini çekmektedir. Kımızla Kırgız iç içedir. Bütün Türk dünyasının ortak içeceği olan kımız mineral bakımından çok zengindir. Muhteviyatında antibiyotik, vitaminler, ve karbonik asit vb. bulunmaktadır. Tedavi edici özelliğe sahiptir.

 

 

Kımız; mide, bağırsak, kalp ve damarların çalışmasını iyileştirir. Solunum ve sindirim sistemi, ciğer ve böbrekleri iyileştirir. Kansızlığın esas ilacıda kımızdır. Hastalıklara karşı hücre yeniler. Verem hastalığını tedavi edici özelliği eskiden beri bilinmektedir.

Kımız; mide, bağırsak, kalp ve damarların çalışmasını iyileştirir. Solunum ve sindirim sistemi, ciğer ve böbrekleri iyileştirir. Kansızlığın esas ilacıda kımızdır. Hastalıklara karşı hücre yeniler. Verem hastalığını tedavi edici özelliği eskiden beri bilinmektedir.

 

Ülke’nin güney illeri Celal Abat, Oş ve Batken tarihi Fergana vadisinde yer alır. Tarih boyunca Semerkant ve Buhara’ dan esen manevi rüzgarlar maddi bereketin yanında sağanak sağanak yağan manevi bereketten nasiplenilmesine imkan vermiştir. Hanefi fıkhının en önemli kaynaklarından kabul edilen Mebsut isimli kitap İmam-ı Serahsitarafından Oş’ un Özgönde kazasında yazılmıştır. Keza ehli sünnet itikadını şiirle ifade eden Emali kitabının yazarı Oşludur. (Allah onlardan razı olsun)

 

Bu iller Kırgızistan’ın Çukurovası mesabesindedir. Ülke pazarlarına ve komşu ülke pazarlarına taşınan, natürel sebze ve meyveler burada yetişmektedir. Celal Abat şehrinde yetişen cevizler, Türk sofralarının vazgeçilmezi baklavalarımıza tat katmaktadır.















Orta Asya’ nın kaderini değiştiren kesin olarak Müslüman kalmasını sağlayan Talas savaşı, burada Talas şehrinde vuku bulmuştur. Manas Ata’nın da memleketi olan bu şehirde lezzetli fasulyeler yetişir. Narın şehri Doğu Türkistan’ a (Çin’e ) geçiş kapısıdır. Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip ve nice atalar o yollarda at sürmüşlerdir. Yüksek yaylaları, yeşil çayırlarıyla bol miktarda büyük ve küçükbaş hayvan yetiştirilir. Ülkenin protein deposudur da diyebiliriz.

 

Issık Göl sadece Kırgızistan’ın değil bütün Orta Asya’ nın turizm bölgesidir. Dünyanın en yüksek ikinci krater gölünün etrafında yerleşim yerleriyle çevrilidir. Bu bereketli ve eşsiz manzaralı yerlerde elma, armut, kayısı ve sebzelerden patates yetişir.

















30 Temmuz 2008’ de müstesna bir gün yaşıyoruz. Issık göl bölgesinin Emniyet müdürü Turuzbek Bey bizi davet ediyor. Nurlan Hoca, Akıl Keldibek Beyin arabasıyla Bişkek’ ten hareket ediyoruz. Kant, Tokmok, ve Kemin şehirlerinden sonra Ala dağlar arasında Allah’ın lütfettiği geçitten geçiyoruz. Yüksek tepelerin arasındaki derin vadiler karayolu, tren yolu, elektrik ve telefon hatlarının geçmesine imkan veriyor. Tarih boyunca bu geçit Çin’i Orta Asya’ya bağlamıştır. O dağlardan inen dereler bu  aşağıdaki ovalara bereket taşımaktadır. Issık Göl’ün Çolpon Ata şehrine vardığımızda henüz güneş batmamıştı. Gölün etrafını çevreleyen zirveleri, karla kaplı dağları ve emsalsiz manzaraları seyrediyoruz. Allah (c.c.) ne güzel yaratmış. Turuzbek Beyle ofisinde buluşup Çolpon Atadaki bizi konuk edeceği yere gidiyoruz. Bu ev gönül dostu Özgönlü Abdurrahim Bey’e ait. Akşam namazlarımızı kıldıktan sonra koyu bir sohbet başlıyor. Turuzbek Bey bu sene hacca gittiğini, orada yaşadıklarını tekrar yaşıyormuşçasına anlatıyor. 20 sene boyunca içtiği sigarayı Mekke ve Medine’ye saygısından bıraktığını ifade ediyor. Daha sonra bizim için Kamelyadaki (tapçan) sofraya geçiyoruz.

Taze ve lezzetli meyvelerin yanında Kırgız dağlarının nadide çiçeklerinden oluşan balları yiyoruz. Ekmekleri kendisi bizzat yapmış. Ekmeklerin içinde süt ve Türkiye’nin güvenilir firmalarında getirilen yağlar eklenmiş. Abdurrahim ağabeyin samimi

duruşu, ailesinin yaşayışı ve secde eseri yüzlerinden okunuyor.  Vaktimizin az olduğunu duyunca bizi tekrar tekrar davet ediyor. Kırgızlarda koy soymak (koyun kesmek) misafire yapılması gereken belli başlı ikramlardan birisidir.

 

Abdurrahim ağabeye, Çolpon Atada temsilcilik vazifesi teklif ediyoruz. Memnuniyeti yüzünden okunuyor. Nurlan Hoca Issık Göldeki dostlarına telefon açıyor ve yardımcı olmalarını telkin ediyor. Ev sahibimiz biz yatacak yerlerimizi gösteriyor. Saatlerimizi 04:30’ a ayarlayıp sabah namazından sonra hareket kararı alıyoruz. Sabah 05:00’te yollar tenha; Issık Gölün dingin havasını teneffüs ederek emsalsiz manzaralarını ibretle seyrederek Bişkek’e dönüyoruz. Yolda dağlar arasından geçerken bu dağların maden bakımından çok zengin olduğunu ifade ediyorlar. Kırgızistan’ın en büyük altın madeninin Issık Gölde olduğunu biliyoruz. Kırgızlar komşu Kazaklara nazaran daha fakir bir halk fakat paha biçilmez hazinelerin üstünde oturuyorlar. Bu ülkeye alperenlerin, işadamlarının, madencilerin, inşaat ve hayvancılık sektöründekilerin gelmeleri çok uygun olacaktır. Ailelere ışık tutacak küçük işletmelerin oluşmasına vesile olunmalıdır.















 

Bu ülkeye eğitim ve din hizmetleri için çok yatırım yapılması gerekmektedir. Esasen bu tür hizmetlerle ilgili olarak Kırgızistan’ da yeterli altyapı ve yetişmiş eleman mevcuttur. En büyük eksiklik, ekonomisi henüz istikrara kavuşmamış olan bu ülkede mali kaynaktır.

Türkiye’ yi çok seven bu kardeşlerimize gönülden selamlarımızı Türk milletine ithaf ediyoruz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

ÖNSÖZ...

30/4/2009 · Kategori: ONSOZ


ÖNSÖZ

Ata yurdumuz orta asya, insanlik tarihi boyunca her dönemde gizem ve cazibesini koruyan bir cografya olma özelligine sahibtir.Tarih,kültür ve etnik olarak güclü baglarla birbirimize bagli oldugumuz, yedi milyon kilometre kareyi asan bir bolge burasi. Musluman Ozbek, Azeri, Kazak, Dungan, Turkmen, Tacik, Uygur, Kirgiz ve Tatarlarin baris ve huzur icinde yasadigi, ancak maddi ve manevi acidan bir cok konuda aclik yasayan bir cografya... Bu kardeslerimiz, dunyada kendilerini anlayacak ve problemlerine çözüm getirecek kimseleri,        Türkler ve Türkiye olarak görmektedirler. Esasen bizimde ata yurdumuza bin yıllık karzımız (borcumuz) vardır. Anadolu’yu bize vatan yapan insanlar oradan gelmişlerdir. Bizi biz yapan insanlar, Ahmet Yesevi Kazakistan’da, İmamı Buhari, İmamı Maturidi, İmamı Şah-ı Nakşibend-i, Abdülhalik-i Gücdüvani gibi büyük zatlar Özbekistandadır.

Doksanlı yılların başlarında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla, o dönem ülkemizin Cumhurbaşkanı Turgut Özal zamanında başlatılan ilk ve samimi ilişkiler halen devam etmektedir. Osmanlı’nın yetimi diğer coğrafyalardan da gelen yabancı, ama Müslüman pek çok talebe buralarda mevcut Türk üniversitelerinde okumaktadırlar. İşadamlarımız o bölgelere giderek çeşitli iş kollarında faaliyet göstermektedirler. Gönüllü kuruluşlarımızında güzel hizmetleri olmaktadır. Bölgenin çok büyük olması, yıllarca irtibatımızın kesik ve ihtiyacın fazla olmasından bu faaliyetlerin artırılması gerekmektedir. Gerek Türkiye’ye gelen şanslı talebelere kucak açmak ve gerekse bölgede bizzat yurtlar, mescitler ve iş imkanları sağlamak, Türkiye ile kardeş ülkeleri birbirine bağlayacaktır. Çok az paralarla yapılacak yurtlar, mescitler gönül birliğine vesile olacaktır. Bu faaliyetler için bilhassa Kırgızistan ve moğolistan ülke şartlarının müsaitliği göz önüne alındığında başlangıç noktası olarak çok uygundur.

HİZMETLERE NEREDEN BAŞLAMALI

Kırgızistan’da hizmet yapmak, şartların kolaylığı, halkla çabuk bütünleşme, idare ve halktan destek alma, talebe bulmada hiç bir problem olmaması ve komşu ülkere de hizmet verilmesi bakımından son derece uygundur. Güney Kırgızistan’da (Fergana Vadisi) oluşturulacak hizmet komşu Tacikistan ve Özbekistan’a da hizmet verebilir. Başmüftü, il ve ilçe müftüleri, hizmetlere müzahir olabilecek sünni itikat sahibi kişilerdir. Başkent Bişkek’e özel önem vermek gerekmektedir. Kırgızistan’ın %20’sinin yaşadığı şehrin Almatı’ya yakınlığı ve komşu ülkelerinde istifade ettiği en büyük pazarı barındırması bakımından stratejik ehemmiyeti vardır. Ülkenin kalbi mesabesindedir.

ALİ BEKERECİ

Hayır Bata Vakfı Başkanı

E-mail: alibekereci@hotmail.com

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Hayır Bata

22/3/2009 ·


Yorum (yok) Yorum yaz!

:: Sonraki »