Hicri Yılbaşı(Müslümanların Yılbaşısı) ve MUHARREM Ayının Fazile
16/12/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER
Bugün 1 Muharrem Hicri Yılbaşı. Muharrem, yılı 354 gün kabul eden Kamerî takvimin olduğu kadar, 'haram ayları' olarak bilinen 4 ayın da ilki. (29 Aralık - Muharrem 1 ) Tüm Müslümanların hicri yeni yılı mübarek olsun
(Zilhicce ayının son günü ile Muharrem ayı içerisindeki çok faziletli ibadetler)
Zilhicce ayının son günü muhakkak oruçlu olmak lazımdır, zira geçen senenin günahlarına kefaret olur. Gecesinde ise (hicri yılın son gecesi oluyor) tesbih namazı kılınmalıdır.
Yine bu son gece akşam ve yatsı namazı arası 10 rekat namaz kılınır;
Niyet: "Ya Rabbi, geçen seneyi benden razı olarak ayır. Sadır olan isyanımı hasenata tebdil eyle. Beni hidaye-i İlahine ve Rıza-i İlahine mahzar eyle" diyerek yapılır.
Her rekatta: Sübhaneke'den sonra, 7 Fatiha, 7 Ayet-el Kûrsi, 7 İhlâs okunur. İki rekatta bir selâm verilir. Namazdan sonra, 11 Kelime-i Tevhid, 11 İstiğfar, 11 Salavat-ı Şerife okunur.
Muharrem ayının birinci gününde(hicri yılın ilk günü) muhakkak oruçlu olmak lazımdır, bu sene işlenecek günahlardan korunmak ve işlenecek günahlarında afvedilmesi için.
Muharrem ayının ilk gecesi akşam ve yatsı arası 2 Rekat namaz kılınır;
Niyet: "Ya Rabbi, bizi yetiştirmiş olduğun bu seneyi, hakkımızda mübarek kılman; Afv-ı İlahine mahzar kılman, dünyevi ve Uhrevi saadetlere nail eylemen için, ALLH'u Ekber…"
Her rekatta: Sübhaneke'den sonra, 7 Fatiha, 7 Ayet-el Kûrsi, 7 İhlâs okunur. Namazdan sonra
11 defa; "Lâ İlahe illALLAHü vahdehu lâ şerikeleh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yumit ve hüve Hayyul lâ yemüt biyedihil hayr, ve hüve âla külli şey-in kadir." 11 defa; İstiğfar, 11 defa; Salavat-i Şerife okunup Geçmiş senenin günahlarının afvı gelecek seneye günahsız girmek için dua edilir.
Muharrem ayının ilk günü, her birinde besmele ile 1000 İhlâs-ı Şerif okuyanları, Cenab-ı Hakk lütfu Keremiyle huzuruna bu âlemden kul borcu ile götürmeyecektir. Gecesini de ibadetle ihya etmek lazımdır.
Muharrem ayının ilk gecesi şu niyetle tesbih namazı kılmak gerekir.
Niyet: "Ya Rabbi, bu sene beni Mağfiret-i İlahine, Rıza-i İlahine mahzar eyle. Yeni açılan amel defterimi Rıza-i İlahine muvafık amel ile doldurmayı bana nasib eyle.Beni Gadab-ı İlahine düçar olacak amellerden muhafaza buyur.ALLAH'u Ekber."
1. Rekatta: 1 Fatiha, 1 Ayet-el Kûrsi
2. Rekatta: 1 Fatiha, 1 Amene'r Rasûlü (Mümkünse, Sûre-i Al-i İmrân'ın ilk iki Ayeti Kerimesi ilave edilerek)
3. Rekatta: 1 Fatiha, 1 HüvELLAHüllezi (Yani Haşr Sûresinin son 3 ayeti)
4. Rekatta: 1 Fatiha, 1 İhlas'ı Şerif (Namazdan sonra, istiğfar edilir ve Salavat-ı Şerife getirilerek dua edilir.)
Muharrem ayının birinci gününden onuncu gününe kadar 10 gün oruç tutmak ve 10. günü aşure pişirmek lazımdır.
"Muharrem'in onuncu günü olan Aşure gününe kadar oruçla geçiren, Firdevs-i Âlâ'ya(En Kıymetli Cennet) varis kılınır."Hadis-i Şerif
"ALLAH'u Teâlâ C.C. ; Aşure gününü oruçlu geçirene; 1000 Hac, 1000 Umre ve 1000 Şehid sevabı yazar ve kendisine doğu ile batı arasındakilerin ecri verir. Bu kişi Hz. İsmail'in (A.S.) çocuklarından 1000 köle azad etmiş gibi olur. Kendisi adına Cennet'te 70.000 köşk kaydedilir.Ve ALLAH C.C. ONUN CANINI CEHENNEME HARAM KILAR.
Rivayete göre "Aşura gününü oruçlu geçirene 10.000 Melek sevabı verilir. O gün, İhlâs Sûresini 1000 kere okuyana ALLAH'u Teâlâ C.C. Rahmet nazarı ile bakar ve o kişi Sıddıklardan yazılır"
Muharrem ayının ilk Cuma gününü (tek tutulmaz Perşembe yada Cumartesi günü ile tutmak gerekir) oruç tutanın geçmiş günahları afvedileceği bildirilmiştir. ("Muharrem ayının ilk cumasını oruçlu geçirenin geçmiş günahları afvolunur." Hadis'i Şerif, Enes'den) (Perşembe,Cuma,Cumartesi tutmak ise günahlara kefaret olur ve 900 sene ibadet sevabı kazandırır.)
Bu ay içinde herhangi bir Cuma günü, önceki ve sonraki günüyle beraber (Yani Perşembe, Cuma, Cumartesi) oruç tutana 900 sene ibadet sevabı verileceği bildirilmiştir. ("Her kim haram aydan, üçgün , Perşembe, Cuma ve Cumartesini tutarsa, ALLAH C.C. ona 900 sene ibadet (sevabı) yazar." Hadis'i Şerif / İbn-i Şahin, İbn-i Asâkir, İhya(İmam-ı Gazali), Gunye(A.Kadir Geylani) )
Ayrıca Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç bu ayda tutlan oruçtur. "Her kim Muharrem'den bir gün oruç tutarsa, ona, hergüne karşılık otuz gün (oruç sevabı) vardır." Hadis'i Şerif, Taberani
Muharrem ayının biri ile onu arasında bir defa olmak üzere, 2 rekatta bir selam vererek, 6 rekat namaz kılınır. Bu namaz akşamla yatsı arası kılınabileceği, bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir. Niyet: "Niyet eyledim Ya Rabbi, Senin Rıza-i Şerifin için namaza, Herhangi bir komşumun ve din kardeşimin veya herhangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise, bu hakkın ödenmesi için, ALLAH'u Ekber…"
1. Rekatta: 1 Fatiha, 1 Ayet-el Kûrsi, 11 İhlâs'ı Şerif 2. Rekatta: 1 Fatiha, 10 İhlas'ı Şerif
3. Rekatta: 1 Fatiha, 1 Tekâsür Sûresi, 11 İhlâs'ı Şerif 4. Rekatta: 1 Fatiha, 10 İhlas'ı Şerif
5. Rekatta: 1 Fatiha, 3 Kâfirun Sûresi, 11 İhlâs'ı Şerif 6. Rekatta: 1 Fatiha, 10 İhlas'ı Şerif (Namaz kılındıktan sonra, dua edilir.)
Bu ayda ve her zaman ALLAH'u Teâlâ dille ve kalple devamlı zikredilmelidir. ALLAH'u Teâlâ'yı zikretmek en büyük ibadettir. Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın Adıyla " "ALLAH'I ANMAK ELBETTE EN BÜYÜK (İBADET) TİR." ANKEBUT/45 "
SENE SONU DUASI: Her kim Zilhicce'nin sonunda(Mutlaka okunmalı);
"Ey ALLAH'ım C.C. ! Bu sene, Senin razı olmayıp beni nehyettiğin şeylerden her ne yaptıysam ben onları unuttum, Sen ise unutmadın. Bana ceza vermeye kadirken mühlet verdin ve ben, Sana karşı gelme cüreti göstermişken beni tevbeye davet ettin. Ey ALLAH'ım C.C.! Ben bütün bunlardan dolayı senden mağfiret diliyorum. Beni mağfiret eyle! Ey Kerem sahibi! Ey Celâl ve İkram sahibi! Bu sene, Senin razı olup bana sevap vaad ettiğin hangi amelleri işlediysem, Senden dilerim ki onları benden kabul edesin ve Senden ümidimi kesmeyesin! Ey Kerem Sahibi, kabul eyle! Efendimiz Muhammed'e (SAV) ve âl-i Ashabına Salât-ü Selâm eyle! " derse, şeytan: "Biz, bu sene yorulup bu günahları işletmek için zahmet çektik, o bir anda hepsini sildirdi" diyerek yüzüne toprak saçar.
SENE BAŞI DUASI: Her kim Muharrem'in evvelinde(Mutlaka okunmalı);
"Ey ALLAH'ım C.C. ! Sen Ebedi ve Kadimsin. İşte bu yeni senedir, ben Senden bu sene, şeytan ve dostlarından korunmayı, kötülüğü çokça emreden bu nefse karşı yardım ve beni Sana yaklaştıran amellerle meşgul olmayı isterim. Ey Kerem Sahibi, kabul eyle! " derse, şeytan: "Biz bu kişiden ümidi kesdik" der, ve ALLAH C.C. ona, kendisini sene boyunca koruyacak iki Melek görevlendirir. (Hadis'i Şerif, Kaynak: Alemle Safûrî, Nüzhetü'l-mecâlis, 1/156)
Önemli not: Dinimize göre gece önce gelir, gün sonra gelir. Hesaplarımızı ona göre yapalım. Yani Perşembe günü akşam ezanı okunduğunda Cuma gününe giriyoruz, ertesi gün akşam ezanı okununca Cuma günü bitiyor.
Kalıcı Bağlantı Yorum (10) Yorum yaz!
Bayramımız tüm İSLAM alemi için hayırlara vesile olsun inşallah
26/11/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER
TÜM İSLAM ALEMİ İÇİN UYANIŞA DİRİLİŞE VE HAYIRLARA VESILE OLSUN
beri gelen bir dini vecibedir...
KURBAN BAYRAMI NEDiR?
1- Kurban bayrami, muttakilerin bayramidir, Habilin bayramidir.
2- Kurban bayrami, sefine-i nuha binenlerin bayramidir.
3- Kurban bayrami, Turi-Sina dagindaki Hz. Musa kelimullahin bayramidir.
4- Kurban bayrami, Hz. isa"nin semaya yükselis bayramidir.
5- Kurban bayrami, tevhid ve hanif dininin bayraktarligini yaptigi.
Hz. ibrahimin bayramidir.
6- Kurban bayrami, tagutlari ve putlari yere serme, tu$ etme bayramidir.
7- Kurban bayrami, "tevhide evet, $irke hayır" diyenlerin bayramidir.
8- Kurban bayrami, en çok sevdiği ALLAH (cc) yolunda, diger sevdiklerini kurban edebilenlerin bayramidir.
9- Kurban bayrami, hak dava ugruna canini ve malini verebilenlerin bayramidir.
10-Kurban bayrami, ate$ içinde bile Hz. ibrahim gibi, hasbi olabilenlerin bayramidir.
11-Kurban bayrami, her $eye ragmen imtihani kazabileceklerin bayramidir.
12-Kurban bayrami, Allah"a teslimiyette sadakat gösterenlerin bayramidir.
13-Kurban bayrami, Allah"a, anne ve babaya itaatin zirveye ula$tigi günün adıdır.
14-Kurban bayrami, evladin anne-babaya gösterdigi saygi ve itaatin ta kendisidir.
15-Kurban bayrami, gerektiginde biçak altina yatabilenlerin bayramidir.
16-Kurban bayrami, nefse ve $eytana kar$i sava$in ve ba$arinin adidir.
17-Kurban bayrami, memleketi karanlik emellerine alet etmek isteyen, islam ve millet dü$mani MASON YAHUDi Ergenekonculardan kurtulma bayramidir.
17-Kurban bayrami, ilahi irade ve takdire riza göstemenin adidir.
18-Kurban bayrami, tarihi unutmamanin, geçmisi yeniden ya$amanin adidir.
19-Kurban bayrami, müstekbirlere kar$i kiyam etmenin adidir.
20-Kurban bayrami, her$eyini mazlum, magdur,mahrum ve muhtaç insanlarla payla$maktir.
21-Kurban bayrami,Allahin rizasini kazanmak, Peygamberin sünnetini ihya etmektir.
22-Kurban bayrami, sevincin, sevginin, sayginin, huzurun, bari$ın zirveye ula$tigi anin adidir.
23-Kurban bayrami, kullugun simgesidir, mabudunu tanidiginin alametidir.
24-Kurban bayrami, her$eyden ayrilarak uruc etmenin, yani mirac yapmanin adidir.
25-Kurban bayrami, Allahin halili ve habibi olmanin göstergesidir.
SEBEPLER SUKUT ETTİGİ ZAMAN
Sebepler sukut ettiği zaman
Büyüklük hiçliğin içinde gizlidir.
Hiç'lik ise vicdanın genişliği kadardır.
Ve insan vicdanının genişliği kadar insandır aslında.
Bize en yakın olanlara ne kadar uzağız,
Ta içimizde olanlara ne kadar yabancıyız.
Oysa bu kadar zor olmamalıydı
Vicdanımızın sesini dinlemek,
Yanlışa hayır demek,
Doğruyu gök kubbenin maviliğine haykırmak,
Hakikati âdemoğlunun yüreğine yansıtmak,
Yansıtabilmek bu kadar zor olmamalıydı.
İradeyi iradesiz olanın eline verdiğimiz günden bu yana,
Tersinden sökün etmeye başladı hadiseler.
Acıdır ki ilk çareler hep son çare olarak aklımıza gelir oldu.
Gözlerimizin yaşı yüreğimizi ıslatmaya yetmedi
Ve kim bilir, taşlarla bütünleşmeye yüz tutmuş
Yürekleri yumuşatamayışımızın nedeni de belki de buydu.
Ne de olsa sebeplerin dünyasıydı yaşadığımız...
Ve öyle demiyor muydu bir yiğit bilge:
Kalbe hitap etmek için kalpten konuşmak gerek...
Görünenle yetinip görünmeyeni ihmal etmek nelere,
Ne kadar acı verdi ve nelere bedel oldu...
Kim bilir?..
Oysa görüneni şekillendiren, görünmeyenin kendisiydi.
Ve insanı görünenle sınırlayıp,
Görünmeyene kapalı tutan,
Kabukla meşgul edip özü unutturan
Hiç'liğin dışındaki büyüklük değil miydi?
İbrahim (as)'ı ateşlere gönderirken Nemrut,
varlık, duruşunu belli ediyordu.
Kimisi odun, kimisî su taşıyordu
ve yollar çiziliyordu milenyumlara.
İbrahimî olmanın, olabilmenin adı yazılıyordu gök kubbeye.
Hasbünallah..
Milenyumun nemrudileri atarken
Âdemoğlunun ruhunu, sönerken söndüren ateşlere,
Bir fark kalıyordu iki nemruttan geriye:
Biri bedeni (görüneni),
Diğeri ruhu (görünmeyeni) mancınığa koyuyordu.
Varlık duruşunu belli ediyordu ama
Su taşıyanlar buhar olup uçuyor ve odunlar
İnsanlığın beslendiği meydanlara yığılıyordu.
Ama kan ve irinin ortasından
İçinde şifa olan sütü akıtan HAYY,
Buhar olup uçan suyu hicranlı bir şafak vaktinde
Yağmur gibi yağdıracaktı.
Ve işte hesapta olmayan da buydu...
Bedenin kendisi görünendi,
Bedene hayat olan ruh ise görünmeyendi
Ve ruhun aslı ne ise bedenin faslı o oluyordu.
Çağın problemiydi işte bu;
Eşyanın hakikatini anlayamama ve algılayamama.
Bedenin ihtiyaçlarını karşılayıp
Ruhun ihtiyaçlarını yok sayanlar,
Hayatı bir gözlerini kapatarak mı yaşıyorlardı
Veya varlığa tek gözle mi bakıyorlardı acaba...
İşte çağın cahiliyesi
1.400 sene öncekinin cahiliyesinden daha bir tecrübeli,
Daha bir sinsi, daha bir zeki...
Onlar bedeni kızgın çöl kumlarına gömerken,
Devrin tahsil görmüş cahiliyesi
O bedene hayat olan ruha çevirmiş oklarını,
Onun sınırsızlığını bedenin sınırlarına hapsedip
Bedenin tahakkümü altına almaya çalışıyor.
Bedene dokunmuyor ama toprağın altında,
Toprağa uzanmış ve bedene hayat veren kökleri kesiyor,
Onları kurutmaya çalışıyor...
Heyhat ki hesapta olmayan,
Hesaba katılmayan bir şeyler vardı...
Sebeplerin dünyasında yaşasak da
Sebeplerin de sükût ettiği zamanlar vardır.
Ve sebepler sükût ettiği zaman
Yürekten konuşacak erlere ihtiyaç vardır.
Zarfın değeri mazrufundadır.
Mazrufumuz olan yüreğimizde
Sebepler sükût ettiği zaman konuşacak derman,
konuşturacak ferman ACABA VAR MIDIR?..
Ne dersin dost varmıdır..*
SABAHATTiN EşiT
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) büyük, boynuzlu çok güzel iki koç istedi, birsini yere yatırıp besmele çekip, tekbir getirerek “Allah’ım! Bu Muhammed ve Ehl-i Beytimdendir” deyip kesti, sonra ikincisini isteyip ayni şekilde keserken “Allah’ım! Bu da Muhammed ve
ümmetindendir” dedi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
• Allah katında günlerin en muazzamı kurban bayram günüdür.
• Kurban kesiniz ve bizzat ona iyi muamele ediniz. Çünkü bir kimse kurbanını alır, onunla kıbleye dönerse, kıyamet gününde o kurbanın kanı ve tüyü onu koruyan iki kale olur. Muhakkak surette kurbanın kanıl Hz. Allah’ın muhafazasında toprağa düşer. Azıcık bir infakta bulununuz, çok mükâfata nail olursunuz.
• Kim kurban bayramı gününde kesmek için kurbanına yaklaşırsa Allahü Teâlâ da cennette ona yaklaşır, kurbanını kestiği zaman kanından akan ilk damla ile birlikte onu mağfiret eder, Allahü Teâlâ o kurbanı kıyamet gününde mahşere kadar onun için binek kılar, derisi ve her kılı adedince ona sevap ihsan eder.
Hz Aişe (r.anha) rivayet etti ki, “Resulüllah Efendimiz (s.a.v.) güzel boynuzlu, ayakları, göz çevresi ve karnı siyah bir koç (getirilmesini) emretti. Getirilince yatırıp ‘Bismillah; Allahümme tekabbel min Muhammedin ve Al-i Muhammedin ve min ümmet-i Muhammedin’ diyerek kesti.”
• Gücü yeten kimsenin, şefaate nail olmak niyetiyle Allah rızası için Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ne bir kurban kesmesi menduptur.
• Aliyyü’l-Murteza (k.v.) Hazretleri biri kendisi için, biri Resulü Ekrem Efendimiz için olmak üzere iki koç kurban ederler ve ‘Resulüllah (s.a.v.) zat-ı şerifleri için kurban kesmeyi bana vasiyet buyurdular’ derdi.
- Fazilet Takvimi – 4 aralık 2008 Perşembe -
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Mazlumun ahını almak
27/9/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER
Mazlum,haksızlığa ugrayan kişidir müslüman olsun ,gayri müslim olsun farketmez bir kişinin haksız yere malını,ırzını,namusunu,itibari ve benzeri
sahip oldugu şeyi güçlüler tarafından zorla gasbedilirse o kimse ,zulme urgramış mazlum olmuş olur helede o kişiye birde iftira atılıp bütün iğtibarı zedelenmişse artkık Hz ALLAH ile dogrudan konuşur sanki
hatta mazlum biri inançsız olsa dahi duasının kabul edilecegi ifade ediliyor peyamber efendimiz(S.A.V):''Mazlumun duasından kaçının ,kafir bile olsa. Zira onun duasinin önünde perde yogtur''
Atalarımız bi sözde ''Alma mazlumun ahını cıkar aheste aheste"
anlamı: Alma mazlumun ahını çıkar yavaş yavaş da denilmektedir. Bu atasözünde "mazlum"u, çaresiz, güçsüz kişi olarak nitelendirebiliriz.
Mazluma zulmeden, mazluma acı çektiren ise mutlaka bir gün bu yaptıklarının cezasını çekecektir. Mazlumun ahı yerde kalmaz.
Mazlum kişi kendisine zulmedene beddua ederse, bu beddua yerde kalmaz, zalimden bir şekilde çıkar. Mazlum insan zaten bir şey yapacak durumda değildir, böyle insanlara zulmetmenin bir mantığı olamaz.
mazluma yardım etmek ve kişinin erdemini göstermek varken, zulmetmek elbette karşılıksız kalmıyacaktır...akıtılan bütün gözyaşlarının bir bir hesabı verilecektir..
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Hayırlı Bayramlar..
20/9/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER
Kalıcı Bağlantı Yorum (12) Yorum yaz!
KADİR GECEMİZ HAYIRLI OLSUN..
15/9/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Cumamız mübarek olsun..
28/8/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER

Güller vardır gönülleri yakar,
Günler vardır dualara bakar,
Kalpler vardır dualarla akar,
İnsanlar vardır yüreklere nurlar saçar,
Yürekler vardır nurlarla güller açar,
O güller ki kalplere mutluluk saçar…
Kalplerimizde açan mutluluk günleri arasında, gül kokulu , berrak ve saf bir cumada hatırlanıyorsunuz ve dualarda anılıyorsunuz…
Efendimize çokca salavat getirdiğimiz cumamız mübarek olsun…
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Ramazan Müjdesi..
25/8/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER
Ramazan Müjdesi
Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü'minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.
Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.
Mü'minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.
Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar.
Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:
"İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır."(1)
Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.
Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.
Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir.
Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:
"Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.
Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur."
Ashâb-ı Kiramdan bazıları, "Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz" dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir" buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:
"Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur".
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.
Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.(2)
Kaynaklar:
(1) et-Tergib ve't-Terhîb, 2:99.
(2) A.g..e, 2:94.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
SU-İ ZAN VE HÜSN-İ ZAN
15/8/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER
SU-İ ZAN VE HÜSN-İ ZAN
Cenab-ı Hakk buyuruyor:
«Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Zira bazı zan vardır ki, günahtır.» [Hucurat:12]
Su-i zan; insanlar hakkında aslına ermeden kötü bir fikre sahip olmaktır. Dille başkasının kötülüğünü söylemek haram olduğu gibi, bir müslüman hakkındada da açık bir delile dayanmadan, tahmin ve ihtimallerle su-i zanda bulunmak, zanla haraket etmek haramdır.
Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz;
«insanlar helak oldu, bozuldu diyen kimse, halkın en fazla helaka uğrayanlarındandır.» (Müslim)
«Su-i zandan sakınız. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır.» (Buhari)
«Her işittiğini söylemek, kişiye günah ona yeter.» buyuruyorlar. (Ebu Davut)
Takva kalptedir ve kalpte olanı ancak Allah bilir. Onun için dış görünüşüne bakılarak insan hakkında kötü hükümü verilemez. Kötü zan beslemek insanı beğenmeye götürür ki, çok çirkin huydur.
Hüsn-i zan ise, bir kimsenin veya bir hadisenin iyiliği hakkındaki vicdani kanaat demektir. Övülmüş bir haslet, güzel bir huydur.
Hüsn-i zan, olgunluğun eseridir. Kamil insanlar başkalarınıda öyle görmek isterler.
Hadis-i şerifte;
«Müminler hakkındaki güzel zan, güzel ibadetten sayılır.» (Ebu Davut)
«Hüsn-i zanın fevkinde bir ibadetle Cenab-ı Allah'a ibadet olunmamıştır.» buyuruyor. (Münavi)
«inanlara yardım etmez diye Allah'a kötü zanda bulunan münafık erkek ve kadınlara, şirk koşan erkek ve kadınlara Allah azab etsin, kötü zanları kendi başlarına gelsin! Allah onlara gazab etmiş, onları lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Ne kötü dönüş yeridir.» (Feth:48/6)
«...Kötü zanda bulundunuz ve helake düşen kavim oldunuz.» (Feth:48/12)
«Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü bazı zan (vardır ki) günahdır.
Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Kiminiz de kiminizin arkasından çekiştirmesin. Sizden herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? işte bundan tiksindiniz! Allah'tan korkun. Çünkü Allah tövbeleri kabul edendir, çok merhametlidir.»
«Ebu Hureyre'den (r.a.);
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor;
"Zandan sakının! Çünkü zan sözün en yalanıdır. Başkalarının konuşmalarını dinlemeyin! insanların kusurlarını araştırmayın! Birbirinizle yerış içine girmeyin! Birbirinize haset etmeyin! Birbirinize buğuz etmeyin! Birbirinize sırt çevirmeyin! Allah'ın size emrettiği gibi kardeşler olun!
Müslüman, müslümanın kardeşidir: ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, ona hakaret etmez.-Üç defa kalbine işaret ederek-Takva şuradadır. Kişiye kötülük olarak müslüman kardeşini hor görmesi yeterlidir. Müslümanın her şeyi; kanı, malı ve ırzı müslümana haramdır. Şüphesiz Allah, sizin bedenlerinize, dış görünüşünüze bakmaz, kalblerinize bakar. Bir rivayette şöyle buyrulmuştur;
«Birbirinize hased etmeyin! Birbirinize buğzetmeyin! Birbirinizde kusur araştırmayın! Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin! Pazarlık kızıştırmayın! Kardeş olun ey Allah'ın kulları!»
«Bir rivayette şöyle buyrulmuştur;
«Birbirinizle akrabalık ilişkilerini kesmeyin! Birbirinize sırt çevirmeyin! Birbirinize buğz etmeyiniz! Birbirinize hased etmeyiniz! Kardeş olun ey Allah'ın kulları!»
Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!
Sabır ama nasıl...
10/8/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER
Bir takım müslüman kardeşimiz vardır ki bazen başına gelen bela ve musibetler karşısında, neden bu kadar eziyet ve zillet deyip dururlar. Neden bu kadar baskı ve zulüm müslümana reva görülüyor düşüncesine kapılıp, kendini dibi görünmeyen derin düşünceler içerisinde hapsedip, hayatı yaşanmaz, ahireti düşünmez hale gelme durumuna düşebilirler.
Oysa ki Müslümana verilen elem ve ızdıraplar müslüman kişiliğinin olgunluğu ve direnme gücünün ziyadeleşmesi adına, dünyanın tozpembe olmadığını anlaması ve La yemut olmadığını anlaması adına verilen bir nevi nimetlerdir...
Geçmiş tarihimizden günümüze baktığımız süre zarfı içerisinde müslümanlar hep baskı ve zulüm altında kalmışlardır. Bunlardan kimisinin sebebi " ( Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın, iyilik edin Allah iyilik yapanları sever. " (Bakara-195) ayeti kerimesine uyulmadığı, yani kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atma olayına mazhar olduğundan başlarına gelen musibetler ki
El Misal ; Uhud savaşında da Peygamber aleyhisselatu veselleme itaat edilmediği için savaş mağlubiyetle sona ermişti. Bu da " ... Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın..." ayetine ters düşen bir durumdur. Kimi zamanlarda ise insanın yaratılış amacı olan imtihan dairesinde ki dünya hayatında başına gelen musibetlerdir ki yine
Allah c.c mülk süresinin 2. ayet-i kerimesinde " O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır." Ayetteki " Sınamak " kelimesinden de anlayacağımız gibi imtihanlar kaçınılmazdır. Kimi zaman belki en çok sevdiğimiz değerler karşısında ağır imtihanlara tabii tutuluruz, kimi zaman belki canımızla dahi imtihanlara tabii tutulma durumu ile karşı karşıya kalabiliriz.
İşte bu sebepten dolayıdır ki Yine Halık-i Zülcelal bizlere bir takım reçeteler vererek, imtihan dairesinden nasıl zararsız bir şekilde hatta daha da ötesinde nasıl kar edeceğimizi bir çok ayeti kerimesinde reçete olarak vermiştir.
Bunlardan biri yine Ali-imran süresi 120. ayet-i kerimede geçen " Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. " Yine bu ayet-i kerimeye baktığımız da verilen reçetelerin manevi boyutunu göz önünde bulundurmamız mümkündür...
Konuyu ayetlerle uzatabileceğimiz kadar uzatabiliriz, ancak siz değerli okuyucuların kafaların daha fazla yormamak adına son söz olarak şunu derim ki ;
Başa gelen her bela ve musibet Allahtan gelmedir. Ya kulun kendi hatası ile belalara musaahhar oluşundandır, ya da Rabbinin verdiği bir sınamadır. Her halukarda Rabb den gelen bir imtihandır. Dolayısı ile müslüman dünya rahatlığı görüşüne asla ve asla aldanmamalıdır ki
" Dünyada rahatlık arayan ahmaktır..." ( Hz. Ali r.a )
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
AZİM ...
3/7/2009 · Kategori: ISLAMI BILGILER
AZİM
Azim, İmân ve İslâmiyete hizmette, Allaha ibâdet ve tâatte sâbit ve kararlı olmaktır.
Azim ve sebât muvaffakiyetin en mühim şartlarındandır.
Bunlar olmadan dünyevî-uhrevî hiçbir gâye ve hedefe nâîl olmak mümkün değildir.
Âyet-i celîlede meâlen
Ey îmân edenler! Topluluk hâlinde kâfirlerle karşılaştığınız vakit, artık onlara arkalarınızı dönmeyin. Her kim böyle bir günde onlara ancak bir kıtal için yan çizerek, yani düşmanı daha iyi vurmak için bir harp hilesi maksadıyla veyâ diğer bir takımda mevki almak hâlleri müstesnâ arkasını dönerse, muhakkak Allahtan bir gadaba değmiş olur ve varacağı yer cehennemdir.
O ise ne kötü bir âkibettir (Sûre-i Enfal 15-16) buyrularak,
Allah yolunda bir tehlike ile karşılaşılınca sebât etmek îcâb ettiğini, sebât etmeyip geri dönenlerin, Allahın gazabına dûçâr olacakları beyân edilmiştir.
Gayretsiz rahmet olmaz. Cafer-i Sâdık hazretleri: Kim; son derece gayret sarfeder, Hakkın rızâsına ulaşır, diye iddiada bulunursa, o haddi tecâvüz etmiş olur. Kim de; gayret sarf etmeden ona vasıl olunur, iddiâsında bulunursa, o da kuru temennîde bulunmuş olur, buyururlar. (Tafsîlün-Neşeteyn ve Tahsîlüs-Seadeteyn terc. 161)
Allah yolunda nasıl bir azim ve sebât gösterileceğinin en güzel misâli, başta peygamberimiz olmak üzere diğer peygamberân-ı ızâm hazarâtı ve onların vârislerinin hayatlarıdır.
Her biri, bir çok mihnet ve meşakkat çekmişlerdir.
Fakat onlar, Allahtan, bu sıkıntıların kalkmasını değil, o sıkıntı karşısında azim ve sebât vermesini istemişlerdir. Başka bir söyledikleri de yoktu. Sâdece: Ey Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizde taşkınlıklarımızı mağfiret buyur, ayaklarımızı sâbit kıl ve kâfirlere karşı bizleri mansûr kıl, diyorlardı. (Sûre-i Âli İmran 147) meâlindeki âyet-i celîlesi bunun şâhididir.
Peygamber Efendimiz bütün peygamberlerden daha çok eziyet çekmiştir.
Buna rağmen hiçbir zaman, azim ve sebâtından bir şey kaybetmemiş, vazîfelerinde zâfiyet göstermemiştir.
Cenâb-ı Hak Peygamberimizin büyük azim ve gayretini şöyle beyan buyuruyor:
Ey Habibim! Nerdeyse sen, bu söze (Kurâna) inanmayanların ardından üzülerek kendini helâk edeceksin. (Kehf 6)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::

